Dokularla Düşünmek: Yeni Ofis Trendlerinde Duyusal Deneyim Tasarımı
Dokularla Düşünmek:
Yeni Ofis Trendlerinde Duyusal Deneyim Tasarımı
Ofis tasarımları artık yalnızca estetik ve işlevsellikten ibaret değil; çalışanların duyularına hitap eden, mekânla duygusal bağ kurmalarını sağlayan deneyimlere doğru evriliyor. Dokunma, görme ve ruhsal bağ kurma gibi duyuları harekete geçiren duyusal deneyim odaklı mekânlar ön plana çıkıyor. Gensler’in 2025 Workplace Trends raporuna göre, global ofis tasarımlarında ‘dokunsal konfor’ yaklaşımı, çalışan bağlılığı ve üretkenliği artıran en önemli unsurlardan biri haline geldi.
‘Teddy bear fabrics’ gibi yumuşacık, kabarık yüzeyler bu dönüşümün en görünür temsilcileri arasında. Yumuşak dokular, doğal renkler ve organik formlar, sadece görsel bir estetik yaratmakla kalmıyor, aidiyet hissini, sakinliği ve pozitif ruh hâlini de güçlendiriyor. Tasarım dünyasındaki bu yaklaşım, ofislerin birer çalışma alanı olmanın ötesine geçerek çalışanlar için çok katmanlı bir duyusal deneyim sunduğunu gösteriyor.
Ofis tasarımındaki bu trend, yalnızca bir tasarım tercihi olmaktan çok çalışan bağlılığını, konforu ve yaratıcılığı destekleyen bilinçli bir strateji haline geliyor. Yumuşak dokuların, sıcak renklerin ve insan bedenine uyum sağlayan formların bir araya geldiği tasarımlar, ofis ortamlarını daha davetkâr ve kişiselleştirilmiş hâle getiriyor.

Organik formlara sahip oturma birimleri, “teddy bear” benzeri yüzey seçenekleriyle birleştiğinde, çalışanlara adeta doğanın içinde kısa bir mola hissi yaşatıyor.
Bekleme alanlarında kullanılan puf-sehpa kombinasyonları ise dokulu kumaşların sunduğu zenginlik ve kadife-buklet gibi yüzey seçenekleri sayesinde hem görsel hem de bedensel bir konfor deneyimi yaratıyor. Daha küçük alanlarda tercih edilen zarif koltuk tasarımları, dokunsal kumaş seçenekleriyle birleşerek sıcak, kişisel atmosferler kurarken, farklı malzeme ve tekstil kombinasyonlarıyla tasarlanan sandalyeler, bireysel zevklere ve çalışma alışkanlıklarına uyum sağlayan esnek çözümler sunuyor.
Bu çok katmanlı yaklaşım, yalnızca görselliğe değil, aynı zamanda insanın mekânla kurduğu duyusal bağa odaklanıyor. Araştırmalar, dokunsal deneyimlerin çalışan bağlılığını ve üretkenliği artırdığını, ofis ortamını bir çalışma alanı olmanın ötesinde bir yaşam deneyimine dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.
Duyusal tasarım ve motivasyon: Duyu temelli ofis tasarımı, ışık, ses ve dokunun düzenlenmiş kombinasyonlarıyla bireylerin dikkat ve duygusal güven durumlarını olumlu yönde etkiliyor. Bu da ekip çalışmasında güven atmosferinin oluşmasına ve verimliliğin artmasına yardımcı oluyor. Pastel renk tonlarıyla nostaljik dokular —marshmallow veya pamuk şeker gibi— ofislerde konfor sağlayan estetik değerler olarak karşımıza çıkıyor.
Sen ve mekân: Gensler’in analizlerine göre, geleceğin ofis alanları çalışanları sadece fiziksel yerleşim değil, duygusal düzlemde de bağlayan çevreler yaratmalı. Tasarım, çalışanlara ait hissettirecek ve aidiyet sağlayacak duyusal kazanımlara odaklanmalı. Yapılan kreatif ofis araştırmaları, yumuşak materyaller ve doğal ses/ışık ortamlarının yarattığı huzurun, çalışanların mekânla olan zaman algısını yumuşattığını ve daha derin bir duygusal deneyim sağladığını gösteriyor.
Biyofilik ve insan odaklı tasarım: Biyofilik tasarım, insanları doğayla buluşturan binalar ve mekanlar yaratmayı amaçlayan bir tasarım felsefesi olarak tanımlanıyor. Times Union’un yayımladığı makaleye göre, iç mekânlarda biyofilik tasarım —doğal dokular, organik malzemeler ve bitkisel detaylar— inşa edilen duyusal etkiyle çalışan sağlığını, ruh halini ve üretkenliği olumlu etkiliyor. Doğal dokular, organik renkler ve bitkisel unsurlar, çalışan sağlığı, yaratıcılık ve üretkenlik üzerinde yüzde 15’e kadar pozitif etki sağlayabiliyor.

Koku, dokunma ve konfor: Çok duyulu tasarım, yalnızca görsel değil, dokunsal ve hatta koku bazlı unsurlarıyla da çalışanın ortamla bağ kurmasını güçlendiriyor. Bu sayede çalışanlara hislerle beslenecek bir deneyim sunuluyor.
Sonuç olarak...
Yeni nesil ofis tasarımlarında kullanılan dokular ve malzeme tercihleri, estetik, konfor ve aidiyet duygusunu bir araya getirerek daha bütüncül bir deneyim yaratıyor. Bu yaklaşım, geleceğin ofislerinde duyulara dokunan, sakinleştirici ve ilham verici mekânlar tasarlamanın anahtarını sunuyor.
Zivella olarak koleksiyonlarımızda bu yeni trendleri ofis mobilyalarına estetikle bağlı ama fonksiyonun öncelendiği bir mantıkla entegre ediyoruz. Böylece stil, yalınlık ve konfor, çalışma alanlarında güvenilir dokunsal deneyime dönüşüyor.
Son Yazılar
İnsanı Önceleyen Tasarım: Ofis Mobilyasında Ergonomi 4.0
Tasarımın Moda ile Buluşması: Çalışma Alanlarında Estetik Ve Stilin Yeri
Dokularla Düşünmek: Yeni Ofis Trendlerinde Duyusal Deneyim Tasarımı
Modülerliğin gücü: Sonsuz kombinasyon, sonsuz yaratıcılık
Zanaatkârlık ve Seri Üretim Arasında Yeni Dengeler
Esneklik, Sürdürülebilirlik ve Fonksiyon: Modüler Mobilyanın Tasarıma Katkısı
Modern ofis tasarımlarında yeni bir yaklaşım: Geri dönüştürülebilir malzemeler
2025'te Ofislerde Sürdürülebilirlik ve Esneklik Ön Planda Olacak
2025 Ofis Tasarımı Trendleri
Sürdürülebilir Malzemelerle Geleceği Şekillendirmek
Ofis Tasarımının Geleceği: Performansa Dayalı Bir Yaklaşım
2024’ün Trendi: Yenilikçi ve Dinamik Çalışma Alanları
Dijital Yerliler İşyeri Deneyimini Değiştiriyor
2024’ün Trend Rengi: Peach Fuzz
CEO'lar Çalışanları Ofise Çağırıyor
Ofis Tasarımlarında Yapay Zeka ile Yeni Dönem
Uzaktan Çalışma Gerçekten Verimli Mi?
İlhamı Hayattan Alıyoruz
Adobe'nin Renklerle Düzenlenen Yeni Ofisi*
Geleceğe Yatırımın Sırrı Ofis Mobilyasında Gizli
Önce Ergonomi, Sonra Renk
Yılın Rengi Viva Magenta
Zihni Harekete Geçiren Renkler
Doğru Ofis Mobilyası Ruhu Dinlendirir
Beden ve Ruha İyi Gelen Ofisler
Ofiste Ev Rahatlığını Yakalayın